Son yıllarda özellikle ülkemizde evlerde başlayarak camilerimize kadar uzanan sandalyede namaz kılma alışkanlığı artık tam bir rezilliğe dönüşmüş durumdadır. Diyanet İşleri Başkanlığının konu ile ilgili sandalyede namaz kılınmaz uyarıları dahi birtakım kesimler tarafından özellikle dikkate alınmamaktadır. Artık sandalye yerine bazı sektörlerden sponsorluklar alınarak daha rahat şekilli özel tasarım koltuklar yapılmaktadır.

Konu ile ilgili namaz kılan kılmayan, bu konuda bilgisi olan olmayan herkes kendince yorumlar yapmaktadır. Hızla yayılan bu alışkanlık artık dinimiz adına büyük bir bidat olarak Müslümanlar  arasında kabul görmüştür. Namaz ile ilgili olarak yüzyıllardır yazılan kitaplar ve yapılan araştırmalar mevcuttur fakat bizler için en önemli bilgi ve ölçü namaz kılmak başta olmak üzere tüm ibadetlerimizde evvel Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim de verilen bilgiler ile  Peygamber efendimiz tarafından nasıl uygulandığı dır. Namaz da esas olan secde etmektir. Secde yapmayan insandan kıyamda düşer rukȗda düşer bunu söylerken namaz sahih olmaz demiyoruz mazereti olan bir Müslüman eğer secde edemiyorsa ima ile namazını kılmak durumundadır, ima ile kılınan namazda ise kıyam ve rukȗ yapması gerekmemektedir. Alimlerin ortak görüşü eğer bir Müslüman secde edemiyorsa namazın tümünü ima ile kılmalıdır.

Burada mazereti olan diyoruz ki bu çok önemli  ama mazereti olan derken de sandalyede değil secdeye en yakın yere oturması dinen uygun olandır tabi buradaki eleştirimiz tekerlekli sandalyede hayatını idame ettirmek zorunda kalmış yada herhangi bir şekilde yardım almadan yaşamını idame ettiremeyen kardeşlerimize değil,  camiye hiç zorlanmadan 50-100 metre yürüyerek gelen ve o kadar mesafeyi tekrar yürüyerek giden yaşantısını hiçbir şekilde yardım almadan idame ettiren ve kendince dini kolaylık olduğunu düşünerek türlü türlü mazeretler ile sandalyede namaz kılanlara. Kaldıki şu anki tablo %99 oranında bu şekildedir.

Namaz kılmanın şekil olarak detaylarına burada tek tek değinmek istemiyoruz fakat yaptığımız araştırmalar neticesinde Diyanet İşleri Başkanlığının da açıklamalarına dayanarak yukarıda belirttiğimiz mazeretler dışında sandalyede oturarak namaz kılmanın caiz olmadığını açıkça ve net olarak ifade ediyoruz.

Secde etmek namazın şah damarıdır, secde etmek kulluğun manasıdır, secde etmek inanmanın özüdür, secde etmek bizi yaradan Yüce Mevla ya saygının, sevginin, itaat ve kulluk etmenin tek yoludur. Secde etmek ile ilgili Kurandan bazı ayetler şöyledir.

Hicr Suresi, 31. ayet: Ancak İblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınıp-dayattı.

Hicr Suresi, 98. ayet: Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.

Al-i İmran Suresi, 113. ayet: Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli’nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar.

Yüce Yaradan’ın huzurunda büyük bir edep ile durmak onun karşısındaki acizliğimizin farkında olarak tüm eksik ve noksanlarımıza rağmen bizi huzuruna aldığı için şükretmek, bu kadar ehli isyandan olmamıza rağmen bize verdiği sayısız nimetlerin farkında olarak emredildiği şekilde namazı dosdoğru kılarak secde etmeli insan.

Bizler sandalyede namaz kılmak başta olmak üzere Yaradan’a yaptığımız bu büyük saygısızlığa devam edersek, bizler için topluca ibadet ettiğimiz camilerimizde bu ve bunun gibi sayısızca yaptığımız bidatlardan vazgeçmezsek kendi elimizle kendi sonumuzu hazırlamış oluruz. Camilerimiz bizim için önemli bir ibadethanedir, gelin camilerimizi kiliseye çeviren her türlü davranıştan kurtulalım, gelin yaptığımız bu yanlışlardan çokça tevbe ederek af olunmayı murad edelim, gelin gelecekteki Müslüman olarak yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımıza hakiki birer kul ve ümmet olma fırsatını beraber sağlayalım.

Camilerimizde görevli imam ve müezzin kardeşlerimizin bu konulardaki uyarılarına tepki göstermek yerine onları anlamaya çalışmalı, onların bilgi ve eğitimlerinden faydalanarak kendimizi daha da geliştirmeliyiz, bu konuya değinmemizin asıl sebebi görevli arkadaşlar cemaatte gördükleri bir yanlışı kendilerine söylediklerinde gördükleri tepkiler ve haklarında yapılan şikayetler ile zor durumda kalmalarıdır.

Özrü ve mazereti olan veya herhangi bir konuda şüpheye düşen Müslüman kardeşlerimizin evvel bulundukları camilerde görevli arkadaşlardan veya müftülüklerden konu ile ilgili detaylı bilgiyi alarak içinde bulundukları şüphe ve yanlıştan kurtulmaları gerekmektedir.

Kaynak: Hüseyin BAYYAR

Cevap Yaz

Enterla yorumu yap
Lütfen isminizi giriniz