Çakalın biri boyacı küpüne düşmüş ve rengarenk bir halde ormana dönmüş.

Onu gören orman ahalisi ilk defa gördükleri bu renkli hayvana biraz hayranlıkla biraz da çekinerek: ‘Sen kimsin?’ diye sormuşlar. Diğer hayvanların kendisini tanımadığını ve çekindiğini gören çakal, ‘Ben yeni kralım’ diye cevap vermiş.

Az bir kesim karşı çıksa da orman ahalisi ilk defa gördükleri bu hayvandan etkilenerek onun krallığını kabul etmişler.

Çakallar durumu anlamış ama kendilerinden biri kral olacağı ve kendilerine iltimas sağlanacağı için susmuşlar. Tüm hayvanlar toplu halde ormanın en yüksek tepesinde yaşayan aslanın yanına gidip yeni kralı takdim etmişler. Aslan durumu anlasa da diğer hayvanların ona olan teveccühünden dolayı ses çıkaramamış ve çakala dönüp: ‘Tamam, artık kral sensin ama ben de bunca yıllık kralım, müsaade et bundan sonra da vezirin olayım’ demiş.

İşini aslana yaptırıp krallığının tadını çıkaracağını düşünen çakal bu teklifi kabul etmiş. Günler böyle geçerken bir gece dolunay çıkmış. Tüm çakallar ulumaya başlamış. Bizim kral çakal da fıtratının gereği çıkmış en yüksek tepedeki uçurumun kenarına ve başlamış ulumaya. Tüm hayvanlar onun uluduğunu görmüşler. Herkesin her şeyi gördüğünden emin olan aslan da yaklaşıp pençesiyle çakalın ensesinden tutmuş.

Çakal şaşkınlık ve korkuyla ‘Beni nasıl tanıdın?’ diye sorunca, aslan vermiş cevabını.

“Ben senin çakal olduğunu hep biliyordum da millete nasıl anlatacağımı bilmiyordum, şimdi herkes anladı..”

Atmış çakalı uçurumdan aşağı…

ONUR ENCÜR

Cevap Yaz

Enterla yorumu yap
Lütfen isminizi giriniz