Çan Belediyesi’nin Ocak ayı meclis toplantısında başıma bir olay geldi önceki gün. Saat 18.30’da gerçekleşecek olan toplantı için saat 17.45’te yerimi aldım salonda, çalıştığım kurum adına canlı yayın yapacaktım ve erkenden gidip sistemimi ayarladım, toplantının başlamasına az zaman kala da meclis salonuna gidip sistemin başına geçmek üzere yerimi aldım. O ara bir adam gördü beni meclis salonunda, Çan Belediyesi’nin maaşlı çalışanlarından, hatta belediye binasında bile değil taa kültür merkezinde çalışanından. Geçtiğimiz gün gerçekleşen CHP ilçe başkanlık seçiminde mavi listenin en büyük destekçilerinden olan, daha önce benim de haberini yaptığım adı bir takım olaylara karışan isimlerden Mehmet Salkım bahsettiğim adam. Beni görmesinde elbette bir sakınca yok, keza birbirimize selam vermemizde de sakınca yok. Neticede o da bir kurumu temsil ediyor orada, ben de. Her neyse, bu arkadaş orada beni görünce, ilçe başkanlık seçimini kaybetmiş olmanın verdiği hazımsızlık üzerine orada başladı bana söylenmeye. Başladı ama öyle bir ortam var ki, Çan Belediye Başkanı Sayın Bülent Öz’ün eşi Şebnem Öz orada, mavi liste destekçileri orada, beyaz listenin kazanan yeni yönetim kurulu üyeleri orada, CHP’nin kadın kolları başkanı orada, diğer partilere gönül vermiş bazı insanlar orada. Herkes şahit yani olanlara. Orada onca insan olmasına rağmen, belediyedeki gücü ve yetkisinin ne olduğunu hala idrak etmekte zorlandığım Salkım isimli bu arkadaş beni görünce, ‘’ Dün taraftardı bugün gazeteci olmuş Kim alıyor bunu buraya, almayın bir daha bunu belediyeye” gibi söylemlerde bulundu. Düşünebiliyor musunuz? Belediye binasında bile çalışmayan, maaşını benim ve bizlerin ödediği faturalarla, bizlerin sayesinde alan, herhangi bir müdüriyeti ya da herhangi bir vasfı olmayan, muhtemelen belediye başkanı değiştiğinde ilk gidecek adamlardan biri olan sıradan bir belediye çalışanı bunca insanın içinde bir gazetenin temsilcisi olarak oraya gelmiş birisi için laf edebiliyor. Bu cesareti, bu aymazlığı, bu pervasızlığı kendisinde bulabiliyor. Kendisinden emin, salonda bulunan hiç kimse tarafından tepki görmeyeceğini biliyor, görecek olsa da umrunda değil. Tüm söylediklerini duydum ancak hiçbir reaksiyon vermedim kendisine, haklı olduğu için değil, haksız duruma düşmemek için. Sabırlıyımdır ben, sustum ve sabrettim. Sinirlerine hakim olmayı başarabilen biri değilim ben. O an orada anlık sinirle fevri davranıp söyleyeceğim ters bir söz kötü sonuçlar doğurabilirdi belki. Neyse ne diyordum. Sıradan bir belediye çalışanı bunca insanın içinde bir gazetenin temsilcisi olarak oraya gelmiş birisi için, ‘’Kim alıyor bunu buraya, almayın bir daha bunu belediyeye” diyebiliyor. Üstelik bunu diyen arkadaş çok değil daha bir sene önce, önceki dönem belediye başkanının insanları ötekileştirdiğini falan anlatıyordu. Garip değil mi? Adaylığını istemediğin, adaylığının açıklanması üzerine mensubu olduğun partinin o dönemki ilçe başkanına, ‘’Bülent’i aday yapma’’ deyip hesap sorabilecek cüreti kendinde bulduğun halde, ‘’Aday yapma’’ dediğin adam seçimi alır almaz bir numaralı destekçisi olup, onun başkan olduğu belediyede işe girip üstüne bir de gazeteci kovmaya çalışıyorsun. Bu kişinin bu haddi nereden bulduğunu aklı selim biri bana açıklasın. Kovmaya çalıştığın gazeteciyi kötülemek amaçlı sağda solda partiden para aldığını söyleyeceksin ama parti gücü eline alır almaz, FETÖ tarafından kandırılan AKP’liler gibi ‘’Kandırıldım, başkanım affetsin’’ deyip söylediğin bunca lafı yalayıp yutacaksın, bir önceki dönem desteklediğin aday için paylaşım yapıp, ‘’Servet’imizle kazandık’’ diyeceksin sonra da o fotoğraf çektirdiğin kişi için ileri geri laflar edeceksin, partim dediğin partinin mevcut ilçe başkanına sosyal medya hesabından ‘’kukla’’ diyecek cesareti kendinde bulacaksın sonra da tek derdi çalıştığı kurumdan aldığı maaşı hak etmek için kendisine verilen görevi ifa etmeye çalışan bir basın emekçisine insanlar içinde laf söyleyeceksin. Öyle mi? Allah aşkına bu nasıl bir aymazlıktır? İnsanda biraz olsun utanma olur, vicdan olur. Gerçi yapmış olduğu paylaşımın bile arkasında duramayıp sonradan çıkıp montaj diyebilenlerden bu utanma duygusunu beklemek abesle iştigal olur. Valla ben bu kadarına pes diyorum. Salkım’a bunu yaptıran hangi güç, hangi cesarettir. Sormazlar mı adama, ‘‘Yahu kardeşim bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” diye.

Cevap Yaz

Enterla yorumu yap
Lütfen isminizi giriniz