Çan Çevre Derneği Başkanı Hamza Yıldız su ve vicdan nöbetinin kime kaldığını anlattı.

Hamza Yıldız sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ‘Çanakkale’nin tek su kaynağı Atikhisar Barajı su havzası Kirazlı,Balaban bölgesinde Alamos Gold firmasının başlattığı altın işletmesine tepki olarak başlatılan Su ve Vicdan Nöbeti nereye evriliyor? Bu eylemi başlatan koordinasyon kurulu ve yürütme merkezi çok iyi başlayan ve yürütülen,konuyu önce Çanakkale,ardından ülke gündeminin ilk sırasına taşıyan mücadeleyi orman yangın riski ve provakasyon endişesi ile çadırlı konaklama merkezini taşıma kararı aldı. Bu çok başarılı giden eylemin ruhuna aykırıydı ve geri adım gibi algılandı. Kamuoyunda eylemle ilgili şüpheler oluşmaya başladı.Tatmin edici bir açıklama da gelmedi. Fazıl Say konseri ile konu ülke gündemini aşarak uluslar arası yeni bir boyut kazandı.Ardından Çanakkale belediyesi bu eylemin çadırlı konaklama bölümünden çekildi.Burada hayatı kolaylaştırma adına verdiği bütün hizmetleri sonlandırdı. Çadır,masa, tuvalet,su ve temizlik hizmetleri geri çekildi.Yani bu çok anlamlı ve geleceğe umut aşılayan direnişin ipi çekildi.Neden? Bu sorunun cevabı hala yok.Israrlı sorularımıza suskunkuk karşılık verdi. Geriye bir avu çadırlı eylemci genç kaldı.Özgür ruhları ve iradeleriyle çadırlarını sökmediler. Tehditlere aldırmadılar ve Balaban konaklama merkezinde Su ve Vicdan Nöbeti’ne devam ettiler. Konuyu anlamak ve yerinde görmek,bu insanları dinlemek için Çan Çevre Derneği yönetimi olarak ziyaretlerine gitmeye karar verdik. Yaşamsal ihtiyaçları olabilecek ve dayanıklı kahvaltılık gıda ürünleri,su ve mevsimlik sebze ve meyveleri bagajlarımıza doldurup yola çıktık.Misafirlerimizdi sonuçta,bizim geleceğimizin nöbetine taliptiler.Kazdağları için buradaydılar ve bir irade ortaya koyuyorlardı cesurca. Eski havası ve canlılığı yoktu kampın.Boşalan bir dağ köyü havasındaydı.Ama bir ruhu vardı hala.Hem de genç ve asi bir ruha evrilmişti.Azdı ama canlı ve umut doluydular. Maden sahasından yeni dönmüşlerdi. Akşam yemeği hazırlığı vardı.Tanıştık.Amfi tiyatro inşa ediyorlardı toprak ve artık malzemelerden.Masalarını bile kendileri yapmışlardı.Aydınlanma yetersizdi.Çöpleri alınmıyordu.En büyük sıkıntıları buydu.Çözmeye söz verdik bu meseleyi. Akşam sofrasına buyur edildik.Menü pilav,makarna,yoğurt,karpuz ve üzümden ibaretti.Samanyolu ve yıldızlar altında gitar resitalleri eşliğinde belkide en anlamlı yemeğimizdi. Güzel insanlardı velhasıl.Coşkulu,heyecanlı,inançlı ve kararlıydılar.Bu toprağın güzel yürekli çocuklarıydılar. O amfi tiyatro simgesi,muhteşemdi. Su ve Vicdan Nöbeti bu çocuklara kaldı.Gerçek sahiplerine. Hepsinin gözlerinden öpüyorum’’ dedi.

Muhammed Yavaş / Çan

Cevap Yaz

Enterla yorumu yap
Lütfen isminizi giriniz