Kur’an’dan öğrendiğimize göre toplumları helak eden içki, kumar, zina, ırkçılık, eş cinsellik başta olmak üzere bütün günahların resmileştiği, kurumsallaştırdığı vergiye tabi tutulduğu reklamın yapıldığı dünyada modern bir cahiliye döneminde yaşıyoruz. Dünya adeta bir karantina havasında insanlarda şaşkın, çaresiz ve dehşet içindeler…

 İlk hüznümü  28 Şubat süreci sonrası ezan ve vaazın merkezi sisteme dönüştürüldüğü yıllarda yaşamıştım! Ne  kadar  acı bir tablo idi.  Söylenen her sözü kontrol altına almak,  zülfü  Yare dokundurmamak, fincanı katırları ürkütmemek adına. İkincisi Corona virüsü sebebiyle camilerde cemaatle namaz kılınmaması uygulaması.  olması gereken buydu. İsabetli bir adım. Allah’ın kaderinden yine Allah iltica etmek onun kaderini uygulamak.

 Namazın kötülüklerden alıkoymadığı,  tesettürün  örtmediği, ilmin  istikamet vermediği, nasihatın tecrit etmediği, ölümün ibret olmadığı, helalin tercih edilmediği, haramın reyting yaptığı bir zamanda büyük bir imtihana tabi tutulmak, her bir sınavdan geçmek seçeneğini neden düşünmeyelim?

 2018 yılında “My Secret Terrius” dizisine konu olan bu salgın, Dünya Sağlık Örgütünce “Pandemi” olarak ilan edildi. Korku dalgasına, bir panik rüzgarına, yıkıcı bir fırtınaya dönüştü. İster istemez gerekli önlemleri almak, önleyici tedbirleri uygulamak zorunda kaldık ülke olarak. Ancak bu korku, bu panik, insanları, toplumları hatta devletleri normal davranışlara tedbirlere sürüklüyor. Ülkeler, şehirler çöküyor, hayat tarzımız değişiyor. Birbirimizle olan ilişki biçimimiz, birbirimize olan davranış şeklimiz yeni bir hale evrilip, güven kalkıyor. Bir arada  yaşama isteğimiz, irademiz, becerimiz iflas ediyor. Hastalığın yol açtığı panik, serbest piyasa ekonomisi, Batılı yaşam tarzı sorgulanma safhasında en önemlisi özgürlükler daralıyor. Seyahat edebilme, dinlenebilme başkalarıyla fiziksel temas, sohbet meclisleri kurma gibi gündelik insan davranışları toplumsal alışkanlıklara yeni bir yol çizercesine… korona hepimize yeni bir yaşam tarzı dayatıyor.

 Corona: İnsanın gen yapısına, hayvanın gen yapısına, tabiatın kurulu düzenine, müdahalelerin insan ırkına nasıl tehdit edebileceğine, gezegenimizin tüketilmemiş hiç bir yanının  bırakılmamasının  bir sonraki adımın neler olabileceğine dair korkularımızı, korkmamız gerekenleri gösteriyor bizlere. İnsanlığın, yeryüzünün yaşanabileceklerin ne kadar çılgınlaşabileceğimizin resmini adeta gözümüze sokuyor, bir de burdan bak dercesine. Bir taraftan refahın, şehirleşmenin, güç ve ihtirasının, bencillik ve acımasızlığın insanları nerelere savurabileceğini ve bunun ardından inançlarımızın, sosyal bağlarımızın, toplumsal düzenlerimizin nasıl çökebileceğini gösteriyor. Diğer taraftan corona bizlere : Temizliğin ne kadar önemli olduğunu , insanın ne kadar aciz olduğunu dünyanın ne kadar fani  ve ölümün ne kadar yakın olduğunu, herşeyden öte Allah’ın ne kadar büyük olduğunu anlatıyor. Anlatmalı da.

 Hatırlarmıyız bilmem, Suriye de yaklaşık  10 yıldır süren iç savaş, küresel savaş ve katliamların içerisinde “ sizi Allah’a şikayet edeceğim” diye ağlayan Suriyeli bir çocuk zihinlerimizi tarumar etmiş, o anlık titremiş sonradan yine unutuvermiştik. Bu yavrunun ahı, duası, bedduası göklere mi ulaştı acaba? Emin duygular içinde asice yaşamaya başlayan insanoğluna  mesaj mı veriliyor! Güç sarhoşu olup kibirden kalkan burnumuzu yere mi sürtüyor?  Yer yüzünün ilahlık taşıyan mütref  ve müstağni ihsanıyla  birlikte inananlara da  ders vermek mi istiyor?  Yüce Yaradıcı? Dünyasız insan ve insansız dünya da imansızlaşan, ruhsuzlaşan, makinalaşan, yeryüzünün halifesi/kalfasına, özüne ve aslına dön uyarısı mı yapılıyor? Askeri ordu, polis ordusu, gazeteci medya ordusu, hizmet ordusu, teknolojik ordu, vesvese olmasına rağmen melek, rüzgar, ses, korku, yıldırım, taş, sinek, kuş, çekirge, kurbağa, deprem, su, virüs, rahmet olarak yarattığı bulut, yağmur  gibi latif varlıkları gerektiğinde azap ordularına dönüştüren Allah’ı çok mu gücendirdi insanoğlu. “ Rabbinin ordularını ise kendisinden başka kimse bilemez” (Müddesir/31) ifadesinin tezahülü mü yaşıyoruz son dönemde. İnsanlık tarihine baktığımızda küresel ölçekte hiç bir zaman bu kadar büyük bir sınavla sınanmadık ya da köklü değişimle karşıkarşıya kalmadık. Oysa dünyamız genişledikçe ufkumuzda genişlemesi gerekirdi. Sınırlar ortadan kalktı, ancak insanoğlu ruhsuzlaştı ve azmanlaştı. Tanrılaşacak kadar gemi azıya aldı. Binaları sağlamlaştıran ve tedbir alan insanlık “Siz tahkum edilmiş kalelerde bile olsanız ölüm sizi yakalar” uyarısına kulak tıkadı, ulaştığı güçten dolayı Rabbine daha da yaklaşıp şükredeceği yerde, onun kudretinden ve azametinden çekinmesi gerekirken emin duygular içersinde asil yaşamaya başladık. Görünen o ki bunların sonucu bu güne kadar öğrendiğimiz her şeyi yerinden oynatacak  dolayısıyla iyi olanı güçlü kılmak için yeni kötülük dalgalarından korumak için savunma hatları, savunma bağları, dayanışma değerleri üretmek durumundayız. Yeni toplum modelleri, yeni siyasi modeler, yeni bireysel ilişkiler, yeni hassasiyetler hatta yeni ekonomik modellerin oluşabileceğinin işaret fişeği corona hafızayı uyandırmaya çalışıyor. “ Hüd 11/152 ayette”

 En küçük bir menfaatine dokundurmayan insanoğlu Allah’ın gayretine niye dokunuyor ki.

Halil Sarıoğlu

Cevap Yaz

Enterla yorumu yap
Lütfen isminizi giriniz